ANALİZ
Giudecca’da Lucifer, Filippo Bigioli tarafından yaklaşık 1860 yılında, 14. yüzyılın başlarında Dante Alighieri’nin yazdığı ortaçağ şiiri İlahi Komedyadan esinlenen büyük bir resim serisinin parçası olarak yapılmıştır. 19. yüzyılda birçok İtalyan sanatçı Dante’ye yeniden yönelmiştir; çünkü Dante, italyan kültürü ve dilinin temellerinden biri olarak görülüyordu. Bigioli, ideal güzellikten çok güçlü duygulara, dramatik sahnelere ve ahlaki çatışmalara odaklanan Romantizm akımının etkili olduğu bir dönemde çalışmıştır.
Resim, Dante’nin Inferno bölümünde anlatılan cehennemin en derin ve son katı olan Giudecca’yı gösterir.
Burası, güveni ihanetle bozanların cezalandırıldığı yerdir; Dante’ye göre en ağır günah budur. Cehennem çoğu zaman ateşle hayal edilse de Giudecca tamamen donmuştur. Merkezde duran Lucifer devasa ve korkutucudur, fakat buzun içine hapsolmuştur. Bigioli, Dante’nin tasvirine sadık kalarak ona üç yüz verir; her biri sonsuza kadar bir ruhu çiğner. Bu figürler geleneksel olarak İsa’ya ihanet eden Yahuda ile Julius Caesar’a ihanet eden Brutus ve Cassius olarak yorumlanır. Cezaları sonsuzdur; biten bir acı ya da kurtuluş sağlayan bir hareket yoktur.
Bu görüntüyü asıl rahatsız edici kılan şey, Lucifer’in güçlü ya da zafer kazanmış görünmemesidir. O da cezalandırdığı ruhlar gibi hareketsiz ve mahkümdur. Kanatları onu kurtarmaz; aksine çırpındıkça buz daha da donar ve onu daha derine hapseder. Bigioli burada kötülüğü görkemli değil, kendi kendini yok eden bir güç olarak sunar. Dante’yi bilmeyen izleyici için bile mesaj açıktır: İhanet yalnızlığa götürür ve mutlak kötülük, ihtişam değil sonsuz bir boşluk getirir.
#dante #sanattarihi #romantizm
bilgi
Lucifer Giudecca’da, 1860
Filippo Bigioli (1798-1878)
Galleria Nazionale d’Arte Moderna e Contemporanea, Roma, İtalya
Yağlı boya ile tuval üzerine, Yaklaşık 120 × 180 cm.





